Ekip, genel olarak 10 hava yolcusu ve 12 sağlık çalışanının taktığı maskelerden alınan mikropları analiz etti. Yolcular uçuştan sonra, hastane çalışanları ise vardiyadan sonra maskelerini teslim etti. Araştırmacılar ayrıca, 8.000 saatten fazla kullanılmış bir uçak kabin filtresinden yakalanan mikropları da analiz etti. Ekip, genel olarak 407 farklı mikrop türü buldu. Araştırmacılar, birkaç potansiyel hastalığa neden olabilecek mikrop tespit edildiğini, ancak bunların son derece düşük miktarlarda olduğunu ve aktif enfeksiyon belirtisi göstermediğini belirtti. Hartmann, "Uçaklardaki HEPA filtreleri havayı inanılmaz derecede yüksek bir verimlilikle filtreliyor, bu yüzden havadaki her şeyi yakalamanın harika bir yolu olacağını düşündük". Araştırmacılar, sonuçların kapalı ortamlarda havadaki mikropların ana kaynağının insanlar olduğunu ve mikropların çoğunun herhangi bir hastalıktan ziyade insanların derisinden geldiğini gösterdiğini belirtti. Sonuçlar iç mekan havasının nispeten güvenli olduğunu gösterse de, araştırmacılar bulaşıcı mikropların başka yollarla da yayıldığını, en önemlisi de temas yoluyla yayıldığını belirtti. Hartmann, "Bu çalışma için yalnızca havadaki maddelere baktık," dedi. "El hijyeni, yüzeylerden hastalık bulaşmasını önlemenin etkili bir yolu olmaya devam ediyor. İnsanların ellerini yıkasalar bile hava yoluyla nelere maruz kaldıklarıyla ilgileniyorduk."
Makalenin/Haberin İngilizce versiyonuna buradan ulaşabilirsiniz.
Haber Yayınlanma Tarihi : 09.12.2025
Haberi Sosyal Medyada Paylaş:




