Yeni çalışma için araştırmacılar, ortalama yaşı 68 olan 67 yaşlı yetişkini ele aldı; bunların 37'si uykusuzluk çekiyordu. Katılımcılar, günlük aktiviteleri, kiloları, depresif belirtileri ve ağrılarıyla ilgili anketleri doldurdu. Sonuçlar, düzenli bir programa bağlı kalan herkesin, uykusuzluk çekseler bile, daha az ağrı ve depresyon hissettiğini gösterdi. Rutine bağlı kalan kişilerin, bağlı kalmayanlara kıyasla daha sağlıklı bir vücut ağırlığına sahip olma eğiliminde oldukları da görüldü.
Tracy'nin bir basın bülteninde açıkladığı gibi, günlük programlardaki küçük aksamalar bile kişinin iç saatini bozabilir; bu olguya "sosyal jet lag" denir. Örneğin, Tracy'nin belirttiği gibi, insanlar hafta içi programlarına bağlı kalmak yerine hafta sonları daha geç saatlere kadar ayakta kalırlarsa kendilerine zarar veriyorlar. “Hafta içi ve hafta sonları farklı saatlerde uyanıp yatmanın getirdiği sosyal jet lag kavramı ve bunun sirkadiyen ritmimizde yarattığı bozulmalar konusunda artan bir farkındalık var, bu nedenle umarım bu araştırma daha fazla insanın günlük bir rutinin sağlık yararlarını düşünmesine yardımcı olur,” diye devam etti Tracy. “Hayatımızın üçte birini uyuyarak geçireceğimiz için, sağlık ve refah araştırmalarının sadece uyanık olduğumuz zamana odaklanmak yerine, 24 saatlik bir perspektiften bütünsel olarak ele alınması gerektiğini düşünüyorum,” diye sözlerini tamamladı Tracy.
Makalenin/Haberin İngilizce versiyonuna buradan ulaşabilirsiniz.
Haber Yayınlanma Tarihi : 02.08.2026
Haberi Sosyal Medyada Paylaş:




