Araştırma kapsamında, depresyon teşhisi konmuş 20 katılımcı sürece dahil edildi. Bu kişilerin 14'ünde aynı zamanda kaygı bozukluğu da bulunuyordu. Hastaların tamamı aşırı kilolu veya obezdi ve yüksek tansiyon, diyabet ya da yüksek kolesterol gibi en az bir metabolik rahatsızlıktan muzdaripti. Katılımcılar iki gruba ayrıldı. Bir grup dört hafta boyunca normal beslenme düzenini sürdürürken, diğer grup ultra işlenmiş gıdaların az olduğu bir beslenme düzenine geçti. Dört haftanın ardından gruplar beslenme düzenlerini değiştirdi. Sonuçlar, kişilerin ultra işlenmiş gıda tüketimini azalttıklarında, üç farklı depresyon ölçütünde anlamlı derecede daha düşük puanlar aldıklarını gösterdi. Ayrıca kaygı puanlarında da bir miktar iyileşme görüldü.
Chagwedera, sağlıksız hazır gıdalar (junk food) ile depresyon arasındaki bağlantının, "geçirgen ve dengesi bozulmuş bir bağırsak" yapısıyla açıklanabileceğini belirtti. Uzman, ultra işlenmiş gıdaların bağırsağın koruyucu tabakasına zarar verebileceğini ifade etti. Chagwedera, "Bağırsakta meydana gelen bu hasar, vücut genelinde düşük dereceli ve kronik bir enflamasyona yol açabilir; bu durum ya doğrudan depresyona neden olur ya da kişileri depresyona karşı daha savunmasız hale getirir," dedi.
Ultra işlenmiş gıdalar; çoğunlukla doymuş yağlar, nişastalar ve ilave şekerler gibi tam gıdalardan elde edilen maddelerden üretilir. Bu gıdalar ayrıca; daha lezzetli, cazip ve raf ömrü uzun olmalarını sağlamak amacıyla renklendiriciler, emülgatörler, aroma vericiler ve stabilizatörler gibi çok çeşitli katkı maddeleri içerir. Paketlenmiş hamur işleri, şekerli kahvaltılık gevrekler, yemeye veya ısıtmaya hazır ürünler ve şarküteri ürünleri (soğuk etler) bunlara örnek olarak gösterilebilir.
Makalenin/Haberin İngilizce versiyonuna buradan ulaşabilirsiniz.
Haber Yayınlanma Tarihi : 27.09.2026
Haberi Sosyal Medyada Paylaş:




