ANAFRANIL SR 75 MG 20 TABLET

  • İlaç Firması :
    NOVARTIS
  • Barkod :
    8699504030082
  • Fiyatı :
    9,97TL
  • Kamu Kodu :
    A00740
  • SB.atc:
    N06AA04
  • Etkin madde :
    klomipramin hidroklorür
  • ATC SINIFLAMASI - N - SİNİR SİSTEMİ
    N06 PSİKOANALEPTİKLER
    N06A ANTİDEPRESANLAR
    N06AA Non-selektif monoamin reuptake inhibitörleri
    N06AA04 klomipramin hidroklorür

klomipramin hidroklorür etkin maddesi hakkında kısa bilgi

Noradrenalin ve serotonin geri alım inhibitörü tisiklik antisepresan.
Yetişkinde 10-150mg/gün.
Enürezis nokturna günlük başlangıç dozu 5-8 yaşındaki çocuklarda, 10 mg’lık 2-3 draje;
9-12 yaşındaki çocuklarda 25 mg’lık 1-2 draje, daha büyük çocuklarda 25 mg’lık 1-3 drajedir.

Kontrendikasyon; aşırı duyarlılık, yakın miyokard enfarktüsü, MAO inhibitörleri ile birlikte kullanımı.

Etkileşim; MAO inhibitörleri, sempatomimetikler, SSS depresanları, antikolinerjikler, kinidin gibi antiaritmikler, nöroleptikler, tiyoridazin, fluoksetin, fluvoksamin, antikoagulanlar, Simetidin, metilfenidat, östrojenler.

Yan etkiler; yorgunluk, uyku bozuklukları, ajitasyon, anksiyete, kabızlık, ağız kuruluğu, baş ağrısı, terleme, taşikardi, bulantı, kusma, diyare, hepatit, libido bozuklukları...

Bu sitede ve verilen linklerdeki bilgilerin eksik, hatalı veya güncellenmemiş olmasından ve uygulanmasından oluşacak zararlardan site sahibi sorumlu tutulamaz. İlaç kutusunda bulunan prospektüsler daha geniş ve güncellenmiş bilgi içerirler. Lütfen doktorunuza danışmadan hiçbir ilaç kullanmayınız !

Prospektüs

FORMÜLÜ
Her divitab (bölünebilir tablet) 75 mg klomipramin hidroklorür içerir.
Yardımcı maddeler : Kırmızı demir oksit ve titanyum dioksit.
FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLERİ
Anafranil trisiklik bir antidepresan olup noradrenalin ve tercihli serotonin geri alım
inhibitörüdür. Anafranil’in terapötik etkinliğinin sinaptik aralıkta serbestlenen
noradrenalin (NA) ve serotoninin (5-HT) sinir hücreleri tarafından geri alınmasını
inhibe etmesine dayandığına inanılmaktadır. Bunlar arasında 5-HT’nin geri
alınmasını inhibe etmesi daha önemlidir.
Anafranil ayrıca, alfa-1-adrenolitik, antikolinerjik, antihistaminik ve antiserotonerjik
(5-HT-reseptör bloke edici) özellikleriyle geniş bir farmakolojik etki spektrumuna
sahiptir.
Farmakodinamik özellikler:
Anafranil, özellikle psikomotor yetersizlik, depresif mizaç ve anksiyete gibi tipik
özellikler dahil, tamamen depresif sendrom üzerine etki eder. Klinik cevap genellikle
tedavinin 2-3. haftasından sonra başlar. Anafranil aynı zamanda, antidepresan
etkilerinden başka obsesif-kompülsif bozukluk üzerine spesifik etki gösterir. Somatik
nedenlere bağlı veya nedeni somatik olmayan kronik ağrıda, Anafranil serotonin ve
noradrenalin nörotransmisyonunu kolaylaştırarak etki eder.
Farmakokinetik özellikleri:
Emilim
Klomipramin gastrointestinal kanaldan tamamen emilir. Değişmemiş klomipraminin
sistemik biyoyararlanımı, desmetilklomipramine metabolize olduğu hepatik ilk geçiş
metabolizması ile ∼ %50 oranında azaltılır. Yemekle birlikte alındığında,
klomipraminin biyoyararlanımı belirgin derecede etkilenmez. Sadece emilimin
başlaması biraz gecikebilir ve bundan dolayı doruk konsantrasyona ulaşma süresi
uzar. Emilen miktar yönünden drajeler, yavaş salıveren tabletlere biyoeşdeğerdir.
Sabit günlük dozlarda Anafranil oral yolla alındığında klomipraminin kararlı durum
plazma konsantrasyonları hastalar arasında büyük farklılıklar gösterir. Günde 3 kez
alınan 25 mg’lık doz yada günde 1 kez alınan yavaş salıveren 75 mg’lık doz ile 20 ile
175 ng/mL arasında değişen kararlı durum plazma konsantrasyonları elde edilir.
Aktif metabolit desmetilklomipraminin kararlı durum plazma konsantrasyonları
klomipramine benzer şekildedirler. Bununla birlikte, günde 75 mg dozda Anafranil
kullanıldığında metabolitin konsantrasyonu klomipramininkinden %40-85 daha
fazladır.
Dağılım
Klomipramin %97.6 oranında plazma proteinlerine bağlanır. Sanal dağılım hacmi
kg olarak vücut ağırlığı başına ∼12-17 L’dir. Serebrospinal sıvıdaki konsantrasyonu
plazmadaki konsantrasyonunun ∼%2’sidir. Klomipramin plazmadakine benzer
konsantrasyonlarda süte geçer.
Biyotransformasyon
Klomipraminin başlıca biyotransformasyon yolu desmetilklomipramine
demetilasyondur. Buna ek olarak, klomipramin ve desmetilklomipramin, 8-hidroksi-
klomipramin ve 8-hidroksi-desmetilklomipramine hidroksillenir, fakat bunların in vivo
etkileri hakkında bilgimiz azdır. Klomipramin ve desmetilklomipraminin
hidroksilasyonu debrizokin metabolizmasına benzer şekilde genetik kontrol
altındadır. Debrizokin metabolizması zayıf olan kişilerde, bu daha yüksek
desmetilklomipramin konsantrasyonlarına yol açabilir, oysa klomipramin
konsantrasyonları daha az etkilenirler.
Eliminasyon
Klomipramin ortalama 21 saat (12-36 saat), desmetilklomipramin ise ortalama
36 saat olan yarılanma ömrü ile kandan elimine edilir. Tek doz klomipraminin ∼2/3’ü
suda çözünen konjugatları şeklinde idrarla, yaklaşık 1/3’ü feçesle atılır. Değişmemiş
klomipramin ve desmetilklomipramin’in idrarla atılan miktarı sırasıyla verilen dozun
∼ % 2’si ve % 0.5’idir.
Özel hasta grupları
Yaşlı hastalarda azalmış metabolik klirense bağlı olarak, herhangi bir dozda plazma
klomipramin konsantrasyonları daha genç hastalardakinden daha yüksektir.
Karaciğer ve böbrek yetmezliğinin klomipraminin farmakokinetiği üzerine olan etkileri
belirlenmemiştir.
ENDİKASYONLARI
Etiyolojisi ve semptomları değişik depresif durumların tedavisi, obsesif-kompülsif
sendromlar, fobiler ve panik ataklar, narkolepsiye eşlik eden katapleksi, kronik ağrılı
durumlar, enürezis noktürna (sadece beş yaşından büyük hastalarda ve organik bir
nedene bağlı olmayan durumlarda).
KONTRENDİKASYONLARI
Klomipramine ve preparat içindeki herhangi bir yardımcı maddeye karşı aşırı duyarlık
veya dibenzazepin grubu trisiklik antidepresanlara karşı çapraz-duyarlığı olan
kişilerde kullanılmamalıdır.
Anafranil bir MAO inhibitörü ile kombinasyon şeklinde veya MAO inhibitörü ile
tedaviden önceki veya sonraki 14 gün içinde verilmemelidir (Bkz. “İlaç Etkileşmeleri
ve Diğer Etkileşmeler”). Ayrıca moklobemid gibi selektif, reversibl MAO-A inhibitörleri
ile birlikte kullanımı kontrendikedir. Kısa bir süre önce miyokard enfarktüsü geçirmiş
kişilere verilmemelidir.
UYARILAR/ÖNLEMLER
Trisiklik antidepresanların konvülsiyon eşiğini düşürdüğü bilinmektedir ve Anafranil
bu nedenle, epilepsili hastalarda ve örn; etiyolojisi değişik beyin hasarında,
nöroleptiklerle birlikte kullanımda, alkol veya antikonvülsif özellikteki ilaçların
(örn; benzodiazepinler) yoksunluğu gibi hazırlayıcı faktörler olan hastalarda büyük bir
dikkatle kullanılmalıdır. Nöbetlerin oluşumu doza bağlıdır. Bu nedenle, tavsiye edilen
toplam günlük Anafranil dozu aşılmamalıdır.
Anafranil kardiyovasküler bozuklukları, özellikle kardiyovasküler yetmezliği,
kondüksiyon bozuklukları (örn. atriyoventriküler blok 1.-3.derece) veya aritmileri olan
hastalara özel bir dikkatle verilmelidir. Bu tip hastalarda ve ayrıca yaşlı hastalarda
kalp fonksiyonunun izlenmesi ve EKG gereklidir.
Antikolinerjik özelliklerinden dolayı Anafranil, artmış intraoküler basıncı, dar açılı
glokomu veya idrar tutukluğu (örn. prostat hastalıkları) olan hastalarda dikkatle
kullanılmalıdır.
Şiddetli karaciğer hastalığı ve adrenal medulla tümörleri (örn. feokromositoma,
nöroblastoma) olan hastalarda trisiklik antidepresanlar verildiğinde, hipertansif krizleri
provoke edebileceğinden, dikkat edilmelidir.
Panik bozuklukları olan pek çok hastada Anafranil ile tedavinin başlangıcında çok
daha şiddetli anksiyete görülmüştür (Bkz. “Kullanım Şekli ve Dozu”). Anksiyetedeki
bu paradoksal artış en çok tedavinin ilk birkaç günü içinde görülür ve genellikle 2
hafta içinde kaybolur.
Trisiklik antidepresan alan şizofrenik hastalarda bazen psikoz aktivasyonu
gözlenmiştir.
Trisiklik bir antidepresan ile tedavi edilen tekrarlayan ruhsal bozuklukları olan
hastalarda depresif faz esnasında hipomanik veya manik nöbetler de bildirilmiştir. Bu
tip durumlarda Anafranil dozunun azaltılması veya Anafranil’in kesilmesi ve
antipsikotik bir ilacın verilmesi gerekebilir. Bu nöbetler atlatıldıktan sonra, gerekirse
Anafranil’in düşük dozu ile tedavi yeniden başlatılabilir.
Postüral hipotansiyonu veya düzensiz kan dolaşımı olan hastalarda kan basıncında
düşme görülebileceğinden Anafranil ile tedaviye başlamadan önce hastanın kan
basıncının kontrol edilmesi önerilir.
Hipertiroidizmli veya tiroid preparatları kullanan hastalarda, kardiyak toksisite
olasılığından dolayı dikkatli olunmalıdır.
Karaciğer rahatsızlığı olan hastalarda, karaciğer enzim düzeylerinin periyodik olarak
izlenmesi önerilir.
Akyuvar sayısında değişiklikler Anafranil ile tedavide ancak nadiren görülmüş
olmasına rağmen, periyodik kan sayımları ve ateş, boğaz ağrısı gibi belirtilerin
izlenmesi, özellikle tedavinin ilk birkaç ayı esnasında ve uzun süreli tedavi sırasında
gerekmektedir.
Benzer trisiklik antidepresanlarda olduğu gibi, elektrokonvülsif tedavi ile birlikte
Anafranil sadece dikkatli bir gözlem altında verilmelidir.
Eğilimli ve yaşlı hastalarda, trisiklik antidepresanlar özellikle geceleri farmakojenik
(deliryum) psikozlara neden olabilirler. Bunlar tedavinin kesilmesinden sonraki birkaç
gün içinde kaybolurlar.
İntihar etme riski, şiddetli depresyonda görülebilir ve belirgin bir iyileşme görülünceye
kadar devam edebilir. Tedavinin başında benzodiazepinlerle veya nöroleptiklerle
kombine tedavi etkili olabilir (Bkz. “Uyarılar/Önlemler” ve “İlaç Etkileşmeleri ve Diğer
Etkileşmeler”). Anafranil, aşırı dozda alındığında diğer trisiklik antidepresanlardan
daha düşük oranda ölümler görüldüğü bildirilmiştir.
Kronik kabızlığı olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Trisiklik antidepresanlar,
özellikle yaşlılarda ve yatalak hastalarda paralitik ileusa sebep olabilirler.
Genel veya lokal anesteziden önce, anesteziste hastanın Anafranil aldığı
söylenmelidir (Bkz. “İlaç Etkileşmeleri ve Diğer Etkileşmeler”).
Trisiklik antidepresanlarla uzun süreli tedavide diş çürümelerinde artış olduğu
bildirilmiştir. Bu nedenle uzun süreli tedavi esnasında düzenli olarak diş muayeneleri
yaptırılması tavsiye edilir.
Trisiklik antidepresanlar antikolinerjik özellikleri nedeniyle, gözyaşında azalma ve
mükoid salgılarda birikme yapacağından kontakt lens kullanan hastalarda korneal
epitelin zedelenmesine sebep olabilir.
Olabilecek istenmeyen etkilerden dolayı ilacın ani olarak kesilmesinden kaçınılmalıdır
(Bkz. “Yan Etkiler / Advers Etkiler”).
Gebelik ve Emzirme Döneminde Kullanımı
Anafranil‘in gebelerde kullanımıyla ilgili deneyim sınırlıdır. Trisiklik antidepresanların
kullanımı ve fetüs üzerine yan etkileri (gelişme bozuklukları) arasındaki muhtemel
bağlantı ile ilgili az çalışma bildirilmesine rağmen gebelik esnasında, ilaçtan beklenen
yarar fetüs üzerine potansiyel riskinden daha fazla olmadığı sürece, Anafranil
kullanımından kaçınılmalıdır.
Doğuma kadar trisiklik antidepresan kullanan kadınların bebeklerinde, doğumdan
sonra ilk saatlerde veya günlerde dispne, letarji, kolik, irritabilite, hipotansiyon veya
hipertansiyon, tremor veya spazm gibi ilacın kesilmesine bağlı belirtiler görülmüştür.
Bu tip belirtilerden kaçınmak için, Anafranil mümkünse tahmin edilen doğum
tarihinden en az 7 hafta önce tedricen kesilmelidir.
Klomipramin anne sütüne geçtiğinden, Anafranil yavaş yavaş bırakılmalı veya hasta
emziriyorsa bebek sütten kesilmelidir.
Araç ve Makine Kullanma Yeteneği Üzerine Etkileri
Anafranil kullanan hastalar bulanık görme, sersemlik ve diğer merkezi sinir sistemi
belirtilerinin (Bkz. “Yan Etkiler/Advers Etkiler”) oluşma olasılığına karşı
uyarılmalıdırlar. Bu durumda hastalar araba sürmemeli, alet kullanmamalı veya atik
davranmalarını gerektiren şeyler yapmamalıdırlar.
Ayrıca alkol veya diğer ilaçlar bu etkileri artırabileceğinden hastalar uyarılmalıdır
(Bkz. “İlaç Etkileşmeleri ve Diğer Etkileşmeler”).
YAN ETKİLER / ADVERS ETKİLER
Yan etkiler genellikle hafif ve geçicidir, ilaca devam edildiğinde veya dozun
azaltılması ile geçer. Bu yan etkiler her zaman plazma ilaç düzeyleri veya doz ile
ilişkili değildir. Yan etkileri, yorgunluk, uyku bozuklukları, ajitasyon, anksiyete,
kabızlık, ağız kuruluğu gibi depresyon belirtilerinden ayırt etmek sıklıkla zor
olmaktadır. Eğer şiddetli nörolojik veya psikiyatrik reaksiyonlar görülürse, Anafranil
kesilmelidir.
Yaşlı hastalar özellikle antikolinerjik, nörolojik, psikiyatrik veya kardiyovasküler
etkilere karşı duyarlıdırlar. Bu hastalarda ilaçların metabolizasyonu ve eliminasyonu
azalmış olabilir, terapötik dozlarda verildiğinde, yükselmiş plazma konsantrasyonu
riski görülebilir.
Sıklık skalası : sık sık >%10, bazen >%1-10, ender >%0,001-1, çok ender <%0.001.
Merkezi sinir sistemi
Psişik etkiler
Sık sık : Uyuşukluk, yorgunluk, huzursuzluk, iştah artması.
Bazen : Konfüzyon, oryantasyon bozukluğu, halüsinasyonlar (özellikle yaşlı ve
Parkinsonlu hastalarda), anksiyete durumları, ajitasyon, uyku bozuklukları, mani,
hipomani, saldırganlık, unutkanlık, kişilik kaybı, ağırlaşan depresyon,
konsantrasyonda azalma; uykusuzluk, kabus, esneme.
Ender : Psikotik semptomların aktivasyonu.
Nörolojik etkiler
Sık sık : Sersemlik, tremor, baş ağrısı, kronik kas spazmı.
Bazen : Deliryum, konuşma bozuklukları, paresteziler, kas zayıflığı, kas hipertonisi;
Ender: Konvülsiyonlar, ataksi;
Çok ender: EEG değişiklikleri, hiperpireksi.
Antikolinerjik etkiler
Sık sık : Ağız kuruluğu, terleme, konstipasyon, görme ile ilgili uyum bozuklukları,
bulanık görme, işeme bozuklukları;
Bazen : Yüzde sıcaklık hissi, midriyazis;
Çok ender : glokom.
Kardiyovasküler sistem
Bazen : Sinüs taşikardisi, çarpıntı, postüral hipotansiyon, kalp rahatsızlığı olmayan
hastalarda klinik olarak önemi olmayan EKG değişiklikleri (T ve ST değişiklikleri gibi).
Ender : Aritmiler, kan basıncında artma;
Çok ender : İletim bozuklukları (QRS kompleksinde genişleme, PQ değişiklikleri, dal
bloku gibi).
Gatrointestinal sistem
Sık sık : Bulantı;
Bazen : Kusma, abdominal bozukluklar, diyare, iştahsızlık.
Karaciğer
Ender : Transaminaz düzeyinde artma;
Çok ender : sarılık ile veya sarılık görülmeksizin hepatit.
Deri
Bazen : Alerjik deri reaksiyonları (deri döküntüsü, ürtiker), fotosensitivite, kaşıntı;
Çok ender : Ödem (lokal veya yaygın), saç dökülmesi.
Endokrin sistem ve metabolizma
Sık sık : Kilo artışı, libido ve potens bozuklukları;
Bazen : Galaktore, göğüs büyümesi.
Çok ender: AAHS (anormal antidiüretik hormon salgılanma sendromu).
Aşırı duyarlık reaksiyonları
Çok ender : Eozinofili ile birlikte görülen veya görülmeyen alerjik alveolit (pnömonit),
hipotansiyon dahil sistemik anafilaktik/anafilaktoid reaksiyonlar.
Kan
Çok ender : Lökopeni, agranülositoz, trombositopeni, eozinofili, purpura.
Duyu organları
Bazen : Tat bozuklukları, kulak çınlaması.
Diğer
Bu gruptaki belirtiler tedavinin ani olarak kesilmesi veya dozun azaltılmasını takiben
bazen ortaya çıkarlar: bulantı kusma, karın ağrısı, diyare, uykusuzluk, baş ağrısı,
sinirlilik ve anksiyete.
BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.
İLAÇ ETKİLEŞMELERİ VE DİĞER ETKİLEŞMELER
MAO inhibitörleri : MAO inhibitörleriyle tedavinin kesilmesinden sonra en az 2 hafta
Anafranil verilmez (hipertansif kriz, hiperpireksi, kas kasılması, ajitasyon nöbetleri,
deliryum ve koma gibi şiddetli belirtilerin riski vardır). Anafranil ile tedaviden sonra
MAO inhibitörü uygulanacağı zaman da aynı önlem alınmalıdır. Her iki durumda da
Anafranil veya MAO inhibitörü başlangıçta az miktarda, kademeli olarak artan
dozlarda verilmeli ve etkileri takip edilmelidir. Moklobemid gibi bir reversibl MAO-A
inhibitörü verilmesinden sonraki 24 saatte Anafranil çok düşük dozda verilebilir, fakat
Anafranil ‘den sonra bir MAO-A inhibitörü verilecekse iki haftalık ilaçtan temizleme
dönemi uygulanmalıdır.
Adrenerjik nöron blokerleri : Anafranil, guanetidin, betanidin, rezerpin, klonidin ve
alfa-metildopanın antihipertansif etkilerini azaltır veya ortadan kaldırır. Bu nedenle
hipertansiyonlu hastalarda, Anafranil ile kombine ilaç kullanımında, farklı tipte
antihipertansifler (örn: diüretikler, vazodilatörler veya beta blokerler) verilmelidir.
Sempatomimetik ilaçlar : Anafranil, adrenalin, noradrenalin, isoprenalin, efedrin ve
fenilefrinin (örn: lokal anestetikler) kardiyovasküler etkilerini artırabilir.
Merkezi sinir sistemi depresanları : Trisiklik antidepresanlar alkol ve diğer merkezi
sinir sistemi depresanlarının (örn: barbitüratlar, benzodiazepinler veya genel
anestetikler) etkilerini artırabilir.
Antikolinerjik ajanlar : Trisiklik antidepresanlar, fenotiyazin, antiparkinson ajanlar,
antihistaminikler, atropin, biperiden gibi ilaçların göz, merkezi sinir sistemi, barsak ve
mesane üzerine olan etkilerini artırabilirler.
Kinidin : Trisiklik antidepresanlar kinidin tipi antiaritmik ilaçlarla birlikte
uygulanmamalıdır.
Selektif serotonin gerialım inhibitörleri (SSRI) : Birlikte tedavi serotonerjik sistem
üzerinde aditif etkilere yol açabilir. Ayrıca fluoksetin ve fluvoksamin Anafranil‘in
plazma konsantrasyonlarında artışa neden olabilir ve yan etkiler ortaya çıkabilir.
Karaciğer enzim indükleyicileri : Karaciğer mono-oksijenaz enzim sistemini aktive
eden ilaçlar (örn. barbitüratlar, karbamazepin, fenitoin, nikotin ve oral kontraseptifler)
klomipraminin metabolizmasını hızlandırabilir ve plazma konsantrasyonlarını
düşürebilir, dolayısı ile klomipraminin etkisinde azalmaya neden olabilirler. Fenitoin
ve karbamazepinin plazma düzeyleri artabilir, yan etkiler görülebilir. Bu ilaçların
dozunu ayarlamak gerekebilir.
Nöroleptikler : Birlikte tedavi trisiklik antidepresanların plazma düzeylerinin
artmasına, konvülsiyon eşiğinde düşmeye ve nöbetlere neden olabilir. Tiyoridazin ile
kombinasyon ciddi kardiyak aritmiye sebep olabilir.
Antikoagülanlar : Trisiklik antidepresanlar, kumarin türevi ilaçların antikoagülan
etkilerini, karaciğer metabolizmasını inhibe ederek, artırabilirler. Bu nedenle plazma
protrombinin dikkatle izlenmesi tavsiye edilir.
Simetidin, metilfenidat, östrojenler : Bu ilaçlar trisiklik antidepresanların plazma
konsantrasyonlarını artırdığından trisiklik ajanın dozu azaltılmalıdır.
KULLANIM ŞEKLİ VE DOZU
Doktora danışmadan kullanılmamalıdır.
İlacın dozu ve uygulama şekli bireysel olarak saptanmalı ve hastanın koşullarına
adapte edilmelidir. Özellikle orta yaş grubundaki insanlardan daha duyarlı olan
yaşlıların veya gençlerin Anafranil ile tedavisinde, optimal etki sağlayabilecek olası
en düşük doz kullanılmalı ve doz artırımı dikkatle yapılmalıdır.
Doktor tarafından başka bir şekilde tavsiye edilmediği takdirde aşağıdaki dozlarda
kullanılır.
Depresyon, obsesif-kompulsif sendrom ve fobi :
Tedaviye günde iki ya da üç kez 25 mg’lık draje ya da günde bir kez (tercihen
akşamları) 75 mg ‘lık yavaş salıveren tablet ile başlanır. Tedavinin ilk haftasında
günlük doz kademeli olarak örneğin bir kaç günde bir 25 mg artırılarak (tedavinin
nasıl tolere edildiğine bağlı olarak) 25 mg’lık 4-6 drajeye ya da 75 mg yavaş salıveren
iki tablete kadar çıkarılabilir. Ağır vakalarda bu doz günde maksimum 250 mg’a kadar
artırılabilir. Belirli bir düzelme sağlandığında, günlük doz 2-4 adet 25 mg’lık draje ya
da günde bir kez 75 mg ‘lık yavaş salıveren tablet olacak şekilde idame dozuna
ayarlanır.
Panik ataklar, agorafobi :
Günde 10 mg’lık 1 draje benzodiazepinle kombine edilerek tedavi başlatılır.
Tedavinin tolere edilmesine bağlı olarak, doz istenilen cevap elde edilinceye kadar
artırılırken aynı zamanda benzodiazepin kademeli olarak kesilir. Gereken günlük doz
hastadan hastaya oldukça fazla oranda değişir ve bu 25-100 mg arasındadır.
Gerekirse doz 150 mg’a kadar çıkarılabilir. Tedavinin 6 aydan önce kesilmemesi ve
bu esnada idame dozunun yavaşça azaltılması önerilir.
Narkolepsiye eşlik eden katalepsi :
Günlük doz 25-75 mg olarak uygulanır.
Kronik ağrılı durumlarda :
Doz, hastanın aynı zamanda analjezik kullanabileceği (ve analjezik kullanımını
azaltma olasılığı) göz önüne alınarak hastanın durumuna göre ayarlanmalıdır (günlük
10-150 mg).
Yaşlılar :
Tedaviye günde 1 adet 10 mg’lık draje ile başlanır. Doz yaklaşık 10 gün içinde günde
30-50 mg’lık optimum düzeye erişinceye kadar kademeli olarak artırılır ve tedavinin
sonuna kadar bu düzeyde tutulur.
Enürezis nokturna :
Günlük başlangıç dozu 5-8 yaşındaki çocuklarda, 10 mg’lık 2-3 draje; 9-12 yaşındaki
çocuklarda 25 mg’lık 1-2 draje, daha büyük çocuklarda 25 mg’lık 1-3 drajedir.
Tedaviye bir hafta içinde tam olarak cevap alınamayan olgularda daha yüksek doz
uygulanır. İlaç tek doz halinde akşam yemeğinden sonra verilmelidir, ancak yatağını
gecenin erken saatinde ıslatan çocuklarda dozun bir kısmının daha önce (saat 16:00
da) verilmesi gerekir. İstenilen cevap alındığında, tedavi kademeli azaltmalarla
sağlanan idame dozunda 1-3 ay süreyle devam ettirilmelidir.
5 yaşın altındaki çocuklarda bu ilacın kullanımına dair hiçbir deneyim yoktur.
DOZ AŞIMI VE TEDAVİSİ
Anafranil ‘in doz aşımına bağlı belirtiler ve semptomlar diğer trisiklik antidepresanlar
için bildirilenlere benzerdir. Kardiyak anormallikler ve nörolojik bozukluklar ana
komplikasyonlardır. Çocuklarda herhangi bir miktarın kazaen alımı, ciddi ve
muhtemelen ölümcül olabilir.
Belirtiler ve semptomlar :
Semptomlar genellikle ilaç alındıktan sonra 4 saat içinde ortaya çıkar ve 24 saat
sonra maksimum seviyeye ulaşır. Absorpsiyonun uzaması (antikolinerjik etki), uzun
yarılanma ömrü ve ilacın enterohepatik siklusa girmesine bağlı olarak, hasta 4-6
güne kadar risk altında olabilir.
Aşağıdaki belirtiler ve semptomlar görülebilir :
Merkezi sinir sistemi : Uyuşukluk, bilinç kaybı, koma, ataksi, huzursuzluk, ajitasyon,
abartılı refleksler, kas sertliği ve koreoatetoid hareketler, konvülsiyonlar.
Kardiyovasküler sistem : Hipotansiyon, taşikardi, aritmiler, iletim bozuklukları, şok,
kalp yetmezliği; çok nadir durumlarda kalp durması.
Solunum depresyonu, siyanoz, kusma, ateş, midriyazis, terleme ve oligüri veya anüri
de meydana gelebilir.
Tedavi :
Anafranil‘in spesifik antidotu yoktur ve esas itibariyle semptomatik ve destekleyici
tedavi uygulanır. Aşırı dozda Anafranil aldığından şüphenilen durumlarda, özellikle
çocuklar hastaneye yatırılmalı ve en az 72 saat sıkı kontrol altında tutulmalıdır.
Eğer hastanın bilinci yerindeyse, mümkün olduğu kadar çabuk gastrik lavaj yapılmalı
veya hasta kusturulmalıdır. Hasta kendinde değilse lavaja başlamadan önce balonlu
endotrakeal tüp ile hava yolu emniyete alınır ve hasta kusturulmaz. Bu önlemlerin 12
saate kadar alınması tavsiye edilir veya ilacın antikolinerjik etkisi gastrik boşalma
zamanını geciktirebileceğinden bu süre daha da uzayabilir. Aktif kömür verilmesi
ilacın absorpsiyonunu azaltabilir.
Semptomların tedavisi, kalp fonksiyonunun, kan gazları ve elektrolitlerinin devamlı
izlenmesi ve eğer gerekli ise antikonvülsif tedavi, suni solunum ve hayata döndürme
gibi acil önlemler ile modern yoğun bakım metodlarına dayanmaktadır. Fizostigminin
şiddetli bradikardi, asistol ve nöbetlere sebep olabileceği bildirildiğinden, Anafranil‘in
aşırı dozajında kullanımı tavsiye edilmez. Hemodiyaliz veya peritonal diyaliz,
klomipramin düşük plazma konsantrasyonları gösterdiğinden etkili değildir.
SAKLAMA KOŞULLARI
Çocukların ulaşamayacakları yerlerde ve ambalajında saklayınız.
30oC’nin altındaki oda sıcaklığında saklayınız.
TİCARİ TAKDİM ŞEKLİ VE AMBALAJ MUHTEVASI
Anafranil SR 75 mg; 20 divitab, blisterde.
PİYASADA MEVCUT DİĞER FARMASÖTİK DOZAJ ŞEKİLLERİ
Anafranil 10 mg ; 30 draje, blisterde;
Anafranil 25 mg; 30 draje, blisterde;
RUHSAT SAHİBİ VE ÜRETİM YERİ:
Novartis Sağlık, Gıda ve Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
80640 4.Levent – İstanbul
Novartis Pharma AG, Basel - İsviçre lisansı ile üretilmiştir.
RUHSAT TARİHİ VE NO: 4.12.1990 -154/67
Reçete ile satılır.
Orijinal prospektüs : 19.01.1995

klomipramin hidroklorür etkin maddesini içeren ilaçlar



İlacabak.com - Sitede yer alan tüm bilgiler hasta ve doktorların ilaçlar hakkında bilgi sahibi olması için hazırlanmıştır. Sitemizdeki bilgilerin eksik veya güncellenmemiş olmasından sitemiz yasal sorumluluk altında değildir. İlaç kullanmadan önce, lütfen doktorunuza danışınız.